6 Aralık 2013 Cuma

galatasaray - malaga

maçtan önce açıkçası çok umutvar değildim. sadece bonsu'nun olmayışı değil takım olarak da hücumda durağan savunmada dengesiz halimiz çok canımızı yakıyordu. domercant ve erceg'in felaket görüntüsü, malik'in uzun bir aradan sonra oynamaya başlaması ve onun da pek hazır görünmemesi, arroyo-ataman sorunu takım üzerinde hayli soru işaretleri barındırıyordu.

her şey bir kenara bu takım kazanırken hep ümit veren kaybederken ise umut kıran bir yapıda. bireysel istek ve arzunun prim yaptığı ve rayların işlemesinin böyle mümkün olduğu bir takımız biz. mesela ben inanıyorum ki erceg'in kafası rahatlasın şut sokmaya başlasın sürekliliği sağlayacak ve verimli olacak. mesela dün ender-arroyo-malik-macvan-furkan çok iyi oynadı sinan ise kısıtlı sürede de olsa katkı verdi ve galibiyet geldi. tabii galibiyetin tek anahtarı bizim planlarımız da değildi ya neyse.




gelelim maça. ergin hoca malaga için özel bir hazırlık yapmış. hücumda sürekli olarak tepe p&r'leri ve 3 numaradan potaya topsuz cut'lar. pick and roll savunması sıkıntılı malaga için macvan ve furkan üzerinden p&r oynamak istedi. ancak o bu oyunu mümkünse 3 kişiyle oynamayı planladı ve 3. oyuncuyu şutör olarak değil potaya yakın istedi. malik'in de bu özelliğinden faydalanarak bunu skora yansıttık. malik hairston'un cut oyunlarından 6, toplamda 8, p&r hücumunun 3.ayağı olan oyuncudan toplamda  9 sayı çıkarttık.

ikinci hamlemiz ise arroyo'ya gelecek ikili sıkıştırmalarda, tam saha baskılarda yarı alanı çabuk geçip skora gitmekti. takım bunu da çok iyi uyguladı ve maç boyunca fastbreak'lerden 12 sayı çıkarttık.

hücumda yine az önce de bahsettiğimiz gibi ana silahımız p&r hücumlarıydı. öyle ki yanlış not etmediysem maç boyunca yalnızca 2 kez post oyunu oynadık. onunda biri maçın ilk hücumunda malik'le, diğeri de macvan'ın arkasına medley'i alıp bitirdiği pozisyonda. ana silahımız olan pick and roll hücumları bu defa daha fazla ve net bi şekilde kullanınca rakibin zaafını da hesaba katarsak bu oyundan oldukça verim aldık. uzunların devrilmesinden 10 sayı, toplamda ise 13 sayı p&r'ün ikinci ve üçüncü ayağından gelirken pick'i kullanan kısaların yarattığı şutlardan ise 8 sayı bulduk. yani totalde 21 sayı.

ergin ataman'ın savunma için öngörüsü de maç boyunca çok işimize yaradı ( yine parantez plaza sağolsun ) rakibin en etkili silahı olan pota altı hücumları ve penetreleri düşünerek rakibi dışarıdan oynamaya ittik.




buradan hemen plaza'ya bağlayalım. plaza neyi yanlış yaptı?

plaza aslında maça rafael'le başlayarak galatasaray'ın p&r hücumlarını savunmak istedi. fakat onun rafa hamlesi onlar için hücumda büyük eksi yarattı. yani savunmada artı hanelerine 3br'lik fayda sağladılarsa hücumda yapabileceklerinden 7br kaybettiler. fazla matematik hesabına girmiş olabilirim ama açarsak;

- malaga maçın ilk periyodunda ilk 8 dk'da tam 5 kere post oyunu oynadı. bunların 4'ü rafa, 1'ini ise medley'le. rafa'yla oynanan 4 post oyunundan 0 sayı çıkarttılar. ve daha sonra rafa'nın oyuna girdiği bölümlerde de gördük rafa'el sürekli olarak dışa kaçarak oynamayı seven yada p&r bitiren bir oyuncu rolünde. p&r oynayamadıkları için rafael sürekli dışarı kaçarak oynadı ve bu bizim pota altı savunmamızın çok işine yarayan bir noktaydı. ( rafael 0/4'le oynadı )

yani plaza'nın yapması gereken şey maç boyunca topu pota altına indirip vazquez - stimac - medley'i kullanmak ve dış oyuncularını sürekli olarak potaya penetre etmesini sağlamak olmalıydı. elinde sadece 3 uzun bulunan galatasaray'ın maç sonunda bu 3 uzunun faul hanesinde yazan 7 rakamı malaga ve plaza için utanç olmalı.

maç notları 

ergin ataman maça medley'in atletizmi ve hareketliliğini düşünerek medley'i malik, suarez'i ise macvan'la tutarak başladı.
plaza ise galatasaray'ın en önemli hücum silahı olduğunu düşündüğü p&r'leri savunmak için rafa'yla başladı.

7-0'dan sonra önce carlos'un transition gelerek gönderdiği stop jump shot'ı sonrasında ise cenk'in yanlış şut tercihiyle bir anda malaga 8-0'lık dış şut katkılı bir seriyle öne geçti.

bu bölümden sonra maçın anahtarı olmasını beklediğim ama plaza'nın nedense maça başlatmayı uygun görmediği stimac-vazquez ikili dahil oldu ve furkan'ın da kenarda olduğu bölümde post-up, p&r ve orta mesafe olmak üzere 6 sayı buldular bu iki uzun üzerinden.

ikinci periyotta malaga'nın sürekli olarak topu pota altına indirme gayreti onları bir anda skorda 6 sayı bandında öne geçmelerini sağladı. skor 29-37 olduğunda malaga 7.30dk'da bulduğu 21 sayının 8'ini boyalı alandan 6'sını ise post oyunu sonrası dışarı verilen paslarla buldu. biz bu bölümde önce arroyo'yu sonra da macvan'ı dinlendirmeye çalıştık. erceg'in de verimli olmadığını görünce ergin hoca 4 kısaya döndü.

bu bölümde maç belki de çift hanelere gidecekken ender'in kaçırdığı üçlük sonrası sinan'ın hücum ribaundu ve ender'in tekrardan kaldırıp attığı kendisine has sıradışı üçlüğü belki de maçın bize gelmesini sağladı. ve galatasaray 2.çeyreğin son 2.30dk'sını 11-2'lik seriyle bitirerek maçın rengini değiştirdi. başrolde ise ender ve arroyo vardı.

malaga ilk yarıda boyalı bölgeden 13 şut kullandı ve bu şutlardan 18 sayı çıkarttı. 
malaga ilk yarıda post-up oyununu 10 kez kullandı ve bu oyundan 10 sayı çıkarttı.
malaga ilk yarı boyunca 4 defa fastbreak denemesi yaptı ve bu oyundan 4 sayı buldular.

bu oyunların 4'ü maçın başında rafa üzerinden geldi ve rafael bunların hiçbirinde potayı göremedi. ancak oyunun devamında gelen paslarla boş pozisyon yakaladılar. 1 pozisyon hariç ( medley'e inen pas ve furkan blok ) malaga post oyunlarından oldukça verim aldı.





maçın ikinci yarısına ise plaza yaptığı hatayı görüp rafa yerine vazquez'le başladı. zoran dragiç ve diğer kısaları sürekli olarak penetre etmesi üstüne bir planla maça başladılar. bunun meyvesi olarak da 4dk gibi bir sürede furkan 3 faul aldı. pota altını sürekli olarak işleyen malaga karşısında ataman da zone'a dönerek savunma hamlesini yaptı.

4.periyotta ise bu defa hamleyi ergin ataman yaptı. sinan'ın da 5'lemesiyle çift oyun kurucuya döndü. kafa kafaya gelen maçı son 5dk'da iki oyun kurucuyla bitirdik. bu bölümde plaza'nın zone savunma tercihine açıkçası çok kötü hücum ederek yanıt verdik. galatasaray'ın iliklerine işlemiş olan zamana oynama hatta yana oynama hastalığı hücum tempomuzu yine yerlere vurdu ancak işte burada da ender arslan ve onu aıra dışı şutları devreye girdi. son bölümü çok büyük oynadı ve maçın yıldızı oldu.




8 Ekim 2013 Salı

türkiye kupası - galatasaray - uşak - sinan can

selamlar...
basketbolu yeniden yaratırken murat biricik maskesiyle gülümseyen ismail şenol'a,
esprileriyle içimizi ısıtan, şişman kadını bizlere tanıtan murat özyer'e,
kenardan getirdiği powerade'ler ve diksiyonuyla modern türk sporcusunu temsil eden sinan can'a,
ve peşinde bir cemerman twiti gibi beklediğim birkaç velete aldanmadan buraya geldiğiniz için teşekkürler. gerçek basketbolla yine sizlerleyiz.

aslında kısa bir türkiye kupası izlenimi ve uşak maçı notları olacaktı ama biraz daha geniş semptomlu bir yazı fikri hasıl oldu.

öncelikle ilk beşiktaş maçıyla başlayan ve 3/3 galibiyetle kapattığımız türkiye kupası elemelerinde coach da dahil kimsenin takımı beğendiğini düşünmüyorum. özellikle işin hücum yönünde oldukça tembel ve savruk göründük. rakamlar da bunu hayli destekliyor. takımın 3 guardı ender arslan, carlos arroyo ve jamont gordon takımın attığı sayıların yaklaşık %55'ini karşılıyor. ( 39/73 ) takımın kendi pozisyonunu yaratıp skora giden oyuncular dışında hazırlanan pozisyonu bitiren şutörleri ise formsuz. ancak bu formsuzluğun içinde de sadece sakatlıklar ve adapte olmama sorunu değil top paylaşımı da hayli sıkıntılı işliyor. cenk akyol, henry domercant, zoran erceg çizginin gerisinden 7/27 ile üçlük atmış ki bunların 6'sı %50 isabet oranıyla cenk'e ait.

takımın henüz işin hücum kısmında rayları oturtamadığı çok açık ama bence yol konusunda da bazı sıkıntılar var. bunların en başında hem olumlu hemde olumsuz olarak görebileceğimiz bir mevzu var. bu da saha içi lider arroyo'nun ve ergin hocanın kendini iyi hisseden oyuncuyu bulması ve bu madeni sürekli olarak işlememiz. mesela hazırlık döneminde oynadığımız siena maçları ve türkiye kupasında bu çok ilgimi çekti. oyunun belli bir bölümde skoru belli bir oyuncunun üzerine yıkıp ona önlemler gelene kadar oradan nemalanmaya çalışıyoruz. ee haliyle bu da top paylaşımını biraz aksatıyor ve hücumda durağanlık hatta tembelliğe yol açabiliyor.

buradan hareketle biraz da uşak maçına bağlanmak istiyorum. uşak maçında ikili oyunlardan bulduğumuz sayıların toplamı 10. hatta daha da ileri götüreyim istatistiği bu 10 sayıyı skora yönelik ikili oyunlardan ve %80'lik bir isabet yüzdesiyle bulduk. uzun oyuncularını daha çok ve hayli çokça post-up oyunlarıyla beslemekte kullandık. oynadığımız tüm perde oyunları neredeyse jawai veya dudley'e post oyunu hazırlamak üzerineydi. burada da ilginç ve güzel istatistikler mevcut.




uşak maçında 18dk süre alan nathan jawai üzerinden tam 12 post-up oyunu oynamışız. bu oyunları ilk yarı -hücum yönüne göre soldan- 7 tane, ikinci yarı ise tam tersi şekilde -hücum yönüne göre sağdan- 5 tane oynamışız. bu 12 jawai hücumundan toplamda 7 sayı yani 3 basket çıkartabildik. 2 basket jawai, 1 üçlük ise cenk'ten bulduk. ancak pozisyonu bulma konusunda hiç sıkıntı yaşamadık orası da ayrı bir konu ki eli holman gibi kalıplı-güçlü bir uzun ve post oyunlarına karşı top içeriye indiğinde 2-1-2 alan savunması gibi yerleşen ve çabuk yardım getirebilen uşak savunmasına karşı.

maç boyunca furkan ve dudley'i de işin içine katınca 15 topta 11 sayı bulabilmişiz. pek yeterli görünmüyor haliyle.

jawai'nin cüssesi ve yetenekleriyle nasıl bir post oyuncusu olduğu aşikar hatta bizim takım yapımız da bunu destekleyen ve buna göre dizayn edilmiş bir kadro ancak ben jawai'nin sofoklis muamelesi yapılmasını ve sadece bu rolde kullanılmasına karşıyım. jawai'nin ikili oyun becerisi çok fazla gözardı ediliyor ki bu bizim için -arroyo'lu bir takım için- vazgeçilmez bir oyun olmalı. jawai'nin perde sonrası devrildiği noktaya ister tek pasla ister iki pasla olsun mutlaka topu geçirmeliyiz ki bunu yapacak hem oyun kurucularımız hemde 4 numaralarımız var ( dudley-erceg ) ben bu oyunun jawai'nin de fizik olarak daha iyi seviyeye geldikten sonra daha fazla kullanılacağını düşünüyorum. yada cümleyi şöyle bitirelim kullanılması gerektiğini düşünüyorum.



işin hücum kısmında markoishvili ve domercant'ın eksikliğine hiç girmeden iki cümle de sinan ve göksenin hakkında edelim. sinan'ın bu takımda yeri olmadığı çok açık. umuyorum ki artık bu konuda goygoy yada haterlık yapmadığımı anlamışsınızdır. bu yetersiz. bunu ismail şenol bile üstü kapalı kabul ediyor artık akjsdalsdkasşd neyse sinan ve göksenin'in bu takımda rotasyonda lig için ortalama 10dk'sı mevcut. bunu değerlendirebilmeleri için özellike göksenin'den bahsediyorum yapması gereken şey boş kaldığında dış şutları tehdit olabilecek bir yüzdeyle bitirip bunun yanında iyi bir fastbreak bitiricisi olması. bu iki noktada katkı verirse ben inanıyorum ki onun bu ham savunması da bir işe yarayacaktır. sinan'a herhangi bir parantez açmaya bile gerek yok. umarım deko'nun duyumları doğrudur ve kendisini çok isteyen banvit'e gider.




gelelim savunmaya. burada bizim sezon öncesi öngördüğümüz "savunmada gerileme olacaktır" tezi biraz doğrulanıyor ancak hangi noktada sıkıntılıyız gelin buraya bakalım.

bizim savunmamızın en önemli gücü switchler ve çok kolay yardım getirebilecek saha içi yerleşimlerimizdi. bu iki noktada çok fazla değişime gitmememize rağmen savunma konusunda ciddi handikaplar barındırıyoruz. rakamsal olarak bakacak olursak;

uşak bize karşı kullandığı 56 topun 31'ini boyalı alanı rahatsız ederek kullandı. penetreler, ikili oyunlar ve post oyunlarının toplamından 18 basket ve 36 sayı çıkarttılar. ve yüzdesel olarak %58'e tekabül ediyor bu. savunma açısından bir nebze kabul edilebilir bir rakam yine de.

ancak bu istatistiğin oyuncu bazında değerlendirmesi var ki burası biraz karışık. rotasyondaki 4 oyuncumuzun tek tek savunma ve beraber savunma istatistiğini çıkarttığımızda;

erceg'in parkede olduğu anlarda uşak'ın boyalı alandan kullandığı hücumlarda yüzdesi %76
jawai'nin parkede olduğu anlarda uşak'ın boyalı alandan kullandığı hücumlarda yüzdesi  %78
furkan'ın parkede olduğu anlarda uşak'ın boyalı alandan kullandığı hücumlarda yüzdesi %20
dudley'in parkede olduğu anlarda uşak'ın boyalı alandan kullandığı hücumlarda yüzdesi %42

daha sadeleşmiş ve rakamsal olarak verirsek;

erceg : 10/13
dudley : 10/22
furkan : 2/10
jawai : 11/14

parkede beraber bulundukları anlara göre ise;

erceg ve jawai pota altı rotasyonu varken uşak %80'le hücum etmiş. ( 4/5 )
dudley ve furkan pota altı rotasyonu varken ise %11'le ( 1/9 )
4 kısa ve erceg'li rotasyonumuzda ise uşak'ın boyalı alan yüzdesi %100 ( 3/3 )

buradan da görebildiğimiz gibi işin savunma kısmında takımın yenileri ve eskileri arasında büyük bir uçurum söz konusu. ki bu rakamlar ikili oyunları çok da bizim handikaplarımız üzerine oynayamayan bir takım tarafından genelde carter'ın penetreleri, orhan ve holman'ın post oyunlarıyla üretildi.




arka alan savunmasına gelecek olursak da burada da asıl problem kolay geçilebilen guardlar ( arroyo - ender ), oyununa sınıf atlatsa bile savunmasına güven konusunda yıldırım demirören sevimliliğe bürünen cenk akyol, fiziksel handikapları olan domercant ve eller kollar havaya superman'in uçuş dublörü sinan can güler'e sahibiz. savunmanın diğer hatları ise göksenin, jamont ve marko. göksenin'i özellikle buraya yazdım ki ergin hoca böyle düşünüyor diye. çok hareketli hatta çok hararetli bir savunmacı ama halen hangi oyuncuyu nasıl savunacağını bilmiyor. tam saha baskı ve top aldırmamaya çalışarak iyi savunmacı olunmaz. neyse asıl konumuza gelecek olursak ilk defa göksenin'in tam dişine göre bir oyuncu görünce göksenin'in de iyi savunma yaptığı bir maça şahitlik ettik. warren gibi ikili oyunları en azından perde kullanımı açısından pek iyi kullanamayan ve kendi pozisyonunu gözeten bir oyuncu karşısında göksenin çok iyi bir sınav verdi.

teşekkürler.



14 Eylül 2013 Cumartesi

tübad notları #1



anadolu efes 

anadolu efes için bir şeyler karalarken bu takımın olması gerektiği şeyin zoran planinic takımı olduğunu belirtmiştik. bunun da parkeye yansımasını bugün gördük. zoran maç boyunca 3 sayı - 3 rb - 5 as - 4 top kaybı gibi pek iç açıcı istatistiklerle oynamamasına rağmen takımın direksiyonunu ele almış göründü. sorun ise ne takımın onu ne de onun tam olarak takımı henüz tanıyamamış olması.

anadolu efes hücumda daha çok forvetler üzerinden skor üretmeye çalıştı. 5 numaraları genelde boyalı bölgede tutup 2 ve 3 numaralara pozisyon hazırlamaya çalıştılar. özellikle ilk yarı mahmuti takımlarında görmeye alıştığımız tepe p&r'leri hemen hemen hiç kullanılmadı. zaten portföyünde sırtı dönük oyun olmayan uzunlara sahip oldukları için 5 numaralara bu tip hücumlar da hazırlayamadıkları düşünülünce çok fazla dış adam odaklı bir takım izlenimi verdiler.



fakat bunun diğer yansıması özellikle zoran hazır duruma geldikçe bu daha da iyi anlaşılacak baraç ve semih'i en doğru şekilde kullanma opsiyonunu da yakalamalarına yol açabilecek bir tercih de olabilir. tepe p&r'lerini çok fazla oyunun temel dinamiği haline getirdiklerinde buradan verim almaları oyuncu özellikleri açısından çok mümkün olmuyor. ( semih'in potaya uzak topu aldığında top kaybı ihtimalinin hayli yüksek olması ve baraç'ın devrilme sorunu nedeniyle ) bunun yerine uzunları daha fazla boyalı alanda tutup zoran'ın onları potaya yakın ikililer ve yardım savunması sonrası rahat atışlar için beslemesini bekleyebilirler. tabii bunun verimi de tartışılır. yine de uzunları sadece yüksekte pick oynayıp devrilmelerini beklemekten daha iyi bir seçim gibi duruyor bu ikili özelinde. kerem ve semih geldiğinde daha rahat yorum yapabiliriz.

efes'in bugün oynadığı oyunda göze çarpan diğer bir hadise ise oyunun hızı ve temposu. hücumda özellikle set hücumlarında kısa oyuncuların hatta uzunları da buna ekleyebiliriz hareketli olduklarında çok fazla rahat atış imkanı bulduklarını gördük. bunun en büyük nedeni topa sahip olan oyuncularının çok iyi pasör özelliklere sahip olması. zoran, jamon, kostas ve dusko bu pasları görebilen ve cesurca deneyebilen oyuncular. bu onlar adına önemli bir artı. ancak bunun için topsuz oyuncuların sürekli hareket halinde olmaları, sık yer değiştirmeleri, cut etmeleri şart. 

bugün özelinde gördüğümüz ama sezon içinde de özellikle euroleague'de muhtemelen gerçekleşecek senaryo pg rotasyonunda yaşandı. zoran oyuna başladıktan sonra yaklaşık 8dk oyunda kaldı daha sonra jamon onun yerine direksiyona geçti. zoran 4dk dinlendikten sonra bu defa 4 dk'da beraber çift guard oynadılar. bu efes'in oyun kurucu rotasyonu için çizdiğimiz yolu biraz doğruluyor. ancak lig için sorun hala çok büyük.



- efes'in bu hücum düzeninde yani kısa oyuncuların sürekli screen kullanarak oynadığı düzende 5 numaraların perdeleme ve hızlı hareket etme konusunda nasıl bir performans vereceği en büyük soru işaretlerinden biri.

- oyunun durağanlaşması halen oyun için en büyük sorun. top çok fazla hareketsiz bir şekilde oyuncularda kalıyor ve hücum temposu düşüyor hatta bitiyor. 

- scotty hopson atletizmi ve penetreleriyle bir şeyler göstermeye çalıştı ama henüz rolünü benimsemiş görünmedi. 

- deniz kılıçlı 5 numara oynadı ve oranın adamı olmadığını çok açık. en fazla 4 numarada kerem'in rolünü paylaşır kerem 5 numaraya geçtikçe.

- son olarak kendine güvenmekle artık "olduğunu" sanmak başka şeyler. okben'in yüzündeki ifade ben artık oldum ifadesi onun en büyük düşmanı. umarım en yakın zamanda bunun farkına varır.






7 Eylül 2013 Cumartesi

anadolu efes ve yeni sezon

arca'nın neden hocam neden sorusunun jordan farmar versiyonuyla bir koca sezonu geçirdik anadolu efes'le. "farmar'a dahi o özgürlüğü vermeyeceksen oynamayalım bu topu be hocam?"


aslında anadolu efes bu sezona daha doğrusu transfer marketine çok doğru ve akıllıca girdi. farmar ve sasha vujacic'in kontratlarından çıkıp kerem tunçeri, ermal kuqo, sinan az güler gibi dolgun maaşlı ama az iş gören elemanların üstünü çizerek bütçe kısıntılı sezona doğru hamle yapma şansı bıraktılar. ellerinde kalan jamon-dusko-kg-semih parçalarını kullanabilecekleri ve daha mahmuti takımı hüviyetine dönecekleri hamle avantajıyla 10 temmuzu gördüler.

fakat bu oyunda çekmek zorunda kaldıkları iki kart onlara sanılandan da büyük sıkıntı yaşattı ( yaşatacak ) ilki bir türlü kurtulamadıkları stanko baraç. diğeri ise back-up guard sorununa çözüm olacak tutku açık. tutku'yla sözleşme yapılmasına rağmen sanıyorum sağlık nedeniyle yaşanan sıkıntılar sonrası tutku ile anlaşmalı olarak yollar ayrıldı. yetmedi tutku'ya güvenip çok fazla üstüne düşmedikleri ve bütçe kesintisinin de etkisiyle yarışa girilmeyen kenan sipahi'nin elden kaçmasıyla pg pozisyonunda sadece doğuş seçeneğine kaldılar. neyse bunları geçelim ve anadolu efes kadrosuna yollanalım.

zoran planinic - doğuş balbay
jamon gordon - scotty hopson - cedi osman
kostas vasiliaedis - birkan batuk
dusko savanovic - kerem gönlüm - deniz kılıçlı
semih erden - stanko baraç

oktay mahmuti'nin transfer politikasının bize anlatmaya çalıştığı ilk şey artık iki oyun kurucunun beraber oynayacağı bir sistemden çok daha değişken ve daha fazla zoran'ın üzerine inşa edilecek bir takım hüviyeti göze çarpıyor.

burada oktay hoca'nın süreleri dağıtma prensibi biraz esneyecek. geçen sene sadece 2 oyuncunun çıktığı +25 dakikalara bu sene 4 oyuncunun çıkması muhtemel. örneğin şu rotasyonda zoran'ın dakikalarının 30'un altına düşmesi pek mümkün görünmüyor. ki onu yedekleyecek jamon'un 2 numarada ciddi süreler alacağı ve diğer back-up pg'nin de doğuş olduğunu düşünürsek buna mecburlar.




zoran planinic'li oyun ise geçtiğimiz yılın efes'ine göre daha fazla potaya yakın pick and roll'lerin oynandığı ve 2-3 rotasyonunda daha fazla şutör oyuncuya ihtiyaç duyulacak bir düzen gerektiriyor. elinizde zoran planinic varsa çok fazla topa 2 guardla hükmetmeniz gerekmiyor. bunun için guardlardan birinden vazgeçip hopson gibi kendi pozisyonunu da yaratabilen bir oyuncuya gitmeniz makul bir hamle olarak gözüküyor.

peki jamon gordon'un durumu ne olacak? jamon gordon herhangi bir euroleague takımını 1 numarada taşıyabilecek bir oyuncu değil. onun handikapları var ve 1 numara oynamak için çok iyi yapması gereken birçok şeyi ortalama seviyede yapabiliyor. bu yüzden onun handikaplarını yanında o yükü beraber taşıyacağı bir oyuncuyla daha başarılı oluyor. saha içinde her şeyden yapması yine onu vazgeçilmez kılar ancak geçtiğimiz 2 yıldaki jamon gordon rolünden sıyrılıp başka bir jamon izleyeceğizdir takım içi rolü açısından.

1 numara oynarken oyunu yönlendirecek, 2 numara oynarken en iyi yaptığı şeyler olan post-up ve penetresini kesip şut kullanacak bir jamon. artık her şeyden biraz değil portföyünden en nadide parçalardan en iyiyi yapması gerekecek.

guard rotasyonunu 3. elemanı ise doğuş balbay. topu getirmek dışında çok fazla set offence'in parçası olması zor. ancak topsuz cut'ları ve atletizmiyle uzundan kısaya oynanacak ikili oyun sonlarında başarılı olabilir. bu saatten sonra o şuta kimsenin tahammülü olacağını sanmam.

artık daha eski düzende, pozisyonların çok keskin olmasa da birbirinden belli ölçülerde ayrıldığı bir efes'e doğru gidiyoruz. ancak pg back-up'larının şut özürlü olduğu, zoran'ın ise zorda kalmadıkça dış şuta meyletmediği bir rotasyonda 2-3 numara şutörlerinin nasıl kullanılacağı en büyük soru işareti. çünkü geçen sene sasha vujacic'i bile screen'lerden çıkartırken sorun yaşayan bir efes uzun rotasyonundan bahsediyoruz ve o rotasyon aynı şekilde devam ediyor. zaten efes kısalarından da screen oyunlarını hakkıyla uygulayabilecek tek kısa kostas. hopson ve kostas hareketli şut kullanabiliyorlar. yine kostas, cedi ve birkan ise spot-up şut sokmak konusunda sıkıntı yaşamazlar. 

buradan hareketle efes'in kısa şutörleri nasıl kullanması gerektiği de ortaya çıkıyor aslında. tabii zoran planinic tercihi de. zoran her ne kadar uzmanlığını tempo konusunda yapmış olsa da bir arroyo kadar ince olmasa da o yön değiştirme ve ikili oyun sonrası sahanın her noktasına muktedir olma konusunda gayet cesur bir oyuncu. yaptığı top kayıplarının büyük bir çoğunluğu o noktalara topu aktarmaktan kaynaklansa da bundan vazgeçmiyor. son iki yılda basamak atlattığı oyunculara bakarsak da kresimir loncar, paul davis ve fridzon hep onlara en kolay ve en uygun pozisyonda topla buluştukları için bu aşamayı katettiklerini düşünüyorum.

fakat o khimki kadrolarının başarı kıstasları olan m.gelabale, k.langford ve kc rivers'la devam eden skorer yaratıcı kısa oyuncu tercihi de gözden kaçmamalı. topu sadece zoran'a emanet ettiğinizde bu tip bir oyuncuya ihtiyaç duymanız olası. yani scotty hopson.



hopson ligde belki ilk aşamada 6.yabancı olarak düşünülüyor ama efes kadrosunda denklemlerin dışında kalan ve standart sapması en yüksek iki oyuncudan biri. iyi çıkarsa fark yaratırlar diğer türlü ise hem kendileri hemde efes çok sıkıntı çeker. geçen sene israil liginde maç başı 15 top kullanan, açık alanda atletizmiyle fark yaratan, set offence'lerde top direkt eline verilen ve düzenli yapılarda ne vereceği büyük soru işareti olan bir isim. topla ilişkisi belli bir seviyenin üstünde bunu kabul etmek lazım ancak asiste yönelik bir oyun tarzı yok.





vasiliadis'i ise hepimiz yakinen tanıyor olsa gerek. 2 sene önce kendisini euroleague yılın çıkış yapan takımına almıştım. müthiş bir oyun görüşü var. oyunu gerçekten okuyor. topa sahip olmasına gerek yok. kendisine ne zaman ihtiyaç duyulduğunu ve duyulabileceğini çok iyi biliyor. yani sasha'dan kostas'a geçiş mahmuti için ıstakoz bacağı yemeye çalışmaktan adam gibi balık menüsüne geçmeye benziyor. ne yiyeceğini biliyorsun. 3 gram ıstakoz yiyeceksin diye onca zahmete girmeye gerek yok. her türlü şut pozisyonunda sana katkı verecek, duracağı yeri bilen ve oyunu okuyan bir adama milyon dolar vermeden sahip oluyorsun.

2-3 rotasyonunda mahmuti'nin geçen sene bench ısıtıcı olarak kullandığı milli yıldız! birkan batuk ve jenerasyonun avrupa şampiyonluğuna ulaştığı şampiyonada kendisini hiç gösteremeyen ama o takımın kenan'la birlikte üst yapı için en hazır ismi olan cedi osman var ellerinde. cedi potansiyeli ile çok şeyler vaadediyor ancak ondan daha önemlisi artık ona ihtiyaç var. bu iki oyuncunun ligde minimum 15-20dk süre alacağını unutmamak lazım. tabii son dakikada keith simmons hamlesi gelmezse.

anadolu efes'in geçen seneye göre üstüne koyması gereken yönü uzun rotasyonuydu. çünkü kısalardan bir şekilde doğru katkıyı alabiliyorlardı uzunlar ise oldukça istikrarsız bir yapıdaydı. bunun için olması gereken ilk şey belki de baraç'ın değişmesiydi. baraç yerine muntazam bir p&r bitiricisi, atletik bir uzun düşünülebilirdi. hines, dunston gibi isimler bu yüzden gündeme geldi ama baraç'ın gönderilmesi halinde oluşacak maddi külfet ve üstüne düşük profilli, riskli bir oyuncu almaktansa ( bütçe sıkıntısı sebebiyle ) baraç'ın kalmasına ikna olmuşlar. tabii burada zoran planinic faktörünü de es geçmemek lazım.




hopson üzerine konuşurken söylediğim efes'in kaderine etki edecek 2. performans da stanko baraç'dı. onun gibi uzun boyuna ve yumuşak bileklere sahip ancak fiziksel temastan kaçınan, birebirleri rakip için çok da tehlike yaratmayan bir oyuncu için tek çözüm yolu zoran planinic olsa gerek. zaten zoran'la da olmazsa bir sonraki durağı 300k dolarlık kontratla zagreb sokakları olacak. ama ben umutluyum açıkçası en azından skor yönünden son 2 yıl ondan alınmaya çalışılan verim bu sene gerçekleşecek.

uzun rotasyonunda 5 numarada çok fazla bireysel olarak güven veren bir rotasyona sahip olmadıkları açık. 4 numarada halen euroleague düzeyinde kalbur üstü bir pozisyondalar. kerem gönlüm ve dusko savanovic üzerinden 5 numaradan sağlayamadıkları genişliğe sahipler. dusko gibi skorer, kerem gibi yırtıcı uzun forvetleri var. pozisyon değişkenliği sağlayabilecek kerem gönlüm ve deniz kılıçlı ise oyun planına göre 5 numaraya kayabilirler.

NASIL BİR OYUN BİZİ BEKLİYOR?

anadolu efes'in geçtiğimiz sezon oyun içi en büyük sıkıntısı set offence'lerinin geç başlaması ve durağan ilerlemesiydi. 1 numara topu getirdikten sonra tepeye uzun forvetin oyunu yönlendirmesi gerekiyordu. burada takımın 1-2 ve 3 numaralarının screenlerden çıkıp topu alması nedense sorunlu oluyordu. jamon'un bu konuda eksikliği aşikar ancak farmar, sasha bile bu konuda sıkıntı çekiyordu. ve top uzun forvetin elinde çok fazla kalıyordu ve bu sistemi tıkıyordu.

bu sadece şimdi aklıma gelen spesifik bir örnek ama soruna dair de önemli bir done bence. efes için en büyük 2 problem yine buradan ortaya çıkacaktır.

1) hücumda durağanlaşmak
2) uzunların perde oyunlarında ( özellikle kısalara pozisyon hazırlamaya yönelik perdelerde ) sağlam duramaması.

burada hücumda durağanlaşmak ve topun paylaşılması konusunda bir nebze oyunu zoran'lı bir patch'le düşünmek mantıklı olacaktır. topun çok iyi paylaşılıyor olması iyi bir şey ancak artık topa hükmedecek oyuncu sayınız az ise bunu biraz gözardı edebilirsiniz. üstüne topu içeriye indirdikten sonra dışarı tekrar alabilecek ve iç-dış paslarla oyunu açacak bir takım değil anadolu efes. uzunlarınız pasör değil, çok zeki oyuncular değil vs.

bu yüzden ben artık oktay hocanın da çok fazla topu pas kanallarıyla taşıyalım derdinde olacağını düşünmüyorum. oyunun büyük bölümünde zoran'a güvenmesi olası.

ROTASYON

ergin ataman geçen seneki galatasaray karosunu kurarken hatta daha sonra arroyo takviyesini de yaparken başka bir gerçeklik üzerinden gidiyordu. aldığı oyuncular jamont gordon, david hawkins, milan macvan, carlos arroyo gibi oyuncular sahada kalarak performanslarının üzerine koyan oyuncular. belli sürelerde oyundan koparlar, çoğu zaman vites artırmayı beklerler, kendilerini saklarlar. ancak onlar parkede kaldıkça ortaya başka bir şey koyabileceklerini bilirsiniz. o yüzden diyorum carlos arroyo 18-20dk'lık bir oyuncu değil ona sahipseniz onu 28-30dk oynatmanız lazım.

gelelim buradan anadolu efes'e geçen sene efes'te işler kötü giderken geniş rotasyonun yararları gibi zararlarının da olduğunu ve bu kadronun homojen bir yapıya ulaşması için mutlak suretle max 9-10 kişilik bir rotasyonla oynaması gerektiğini savunmuştum. çünkü o kadroda iyi oynayan ve birbirini tamamlayan bir 5 bir türlü sağlanamıyordu. ve üstüne farmar, vujacic gibi sorumluluk isteyen oyuncular mutlu edilemiyordu.

bu seneki anadolu efes ise farklı. çünkü ellerindeki oyuncular ( zoran planinic'in süreleri mecburiyetten de olsa 30dk civarlarına çıkacağı için onu çemberin dışında tutuyorum ) jamon, kostas, kerem başta olmak üzere oyuna tamamen konsantre ve sürelerden bağımsız ve istikrarlı bir getirisi olan oyuncular. ki zaten kadro olarak nicelik sorunu yaşadıkları da düşünülürse bu konuda bu konuda bu sezon için bir prensip belirlemek zor.

SAVUNMA

anadolu efes'in yine, yeniden en güçlü olması gereken yer ve en büyük kozu savunma. euroelague'in en çok top çalan takımı olan efes bu sezon yine topa baskı yapan, kovalayan, hücumda olabildiğince frene basıp top kayıplarını minimize edip rakibe kolay sayı imkanı vermemeyi yeğleyen bir takım olacaktır.

savunma konusunda yaşayacakları handikaplara gelirsek. efes'in uzun odaklı savunma sorunlarından ne önemlisi pick and roll savunması olacaktır. semih'in oyun bilgisi, baraç'ın fiziksel özellikleri düşünülünce yine switch tercihi gelmeyecektir. üstüne bu ikilinin kötü show-up yaptıkları da eklenince pick and roll'leri bozma konusunda hayli sıkıntı yaşayacaklardır.

BEKLENTİ

anadolu efes'in geçen yıla göre bu sene daha underdog etiketli bir takım olmasını bekleyebiliriz. geçen seneki gibi ligin en iyi 3 kadrosundan biri değil artık efes. 3. en iyi kadro. ancak bu başarı için belirleyici bir veri değil tabii ki. zoran-jamon-kostas-dusko-gönlüm gibi çok özel isimlere ve kademe atlamaya hevesli bundan 10 sene önceki efes pilsen transferlerini andıran hopson'a, cedi osman'a ve takımının handikaplarını en iyi saklama maharetine sahip coachlardan biri oktay mahmuti'ye sahipler. az ego, çok çalışmak. pota altı standart işlesin, baraç 1. pivot olabilecek performansa ulaşsın, gönlüm 7-8dk 5 numara oynasın. gerisi kolay gelecektir. euroleague'de yine 8 yapabilirler.




2 Ağustos 2013 Cuma

Sen Benim Russell Westbrook'umdun Kadın

"Sen benim Russell Westbrook'umdun Kadın
Ne senle her şey tam
Ne sensiz

Ne Chris Paul'ler, Jason Kidd'ler geldi
Ama kimse Russell Westbrook gibi tat vermedi...
Benche geldiğinde sen yoksun diye maçı izleyesim yok.
Oyunda olunca sana tahammülüm yok.
Ama 48.00 dakika sahadan çıkmasan
Ben yine seni izlerim aşkım...

Kevin Durant varken Russell Westbrook fanı oldum Kadın.
Zaten Shaq'lı Lakers karşısında Philly,
Güçlü Detroit karşısında tek başına savaşan Reggie,
Ve ara ara play-off mücadelesi veren Milvaki
Benim olaylarımdı.

O kadar uzun arasında 
Potaya drive eden Russell Westbrook gibi sevdim zaten seni.
Korkusuz, mertçe biraz da salakça.
Ben de Russell Westbrook gibiyim ya Kadın
Mantıklı bir hareketim yok vallahi.

"Bu dakikalarda Russell Westbrook'tan gelecek bir 3'lük"
gibi ihtiyacım var sana Kadın.
Tam şu dakikalarda gel.
Eric Maynor gelmeden gel.
Nick Collison ayaklanmadan gel.
Daequan Cook'un 3'lüklerine ihtiyaç duymadan gel.
James Harden gibi sakal bıraktım allaha yordum gel.
Topun el yaktığı dakikalar geldi, gel.
24 saniyenin dolmasına 0.4 saniye kaldı Kadın, gel.

Ben bu russell westbrook'u çok seviyom yaaaaaa.
Allah belamı versin çok seviyorum.
10 top kaybı yapsa da, extra pası vermese de 
J.J Barea'nın fake'ine hep cevap verse de
Seviyorum ya.

Artık "Russell Westbrook'un devreye girmesi lazım" Kadın.
Gir şu devreye
Tony Parker gibi gözyaşı damlasını bırakmak üzereyim.

Umarım bu faulleri maçın sonunda çok aramayız Kadın.
"Girse basket faul olacaktı" diye üzülmeyiz.
Ayak çizgide diye sayımızı geri almazlar.
Bize Yugoslav faulü yapmasınlar.

İlk Buzzer Beater'ını atan Russell Westbrook gibi güldür yüzümü.
Bitir artık Oklahoma City Thunder'ın şu hüznünü."



hayat cemerman kılığında gelir ve noktayı koyar. ve biz de bir hüznün daha sonuna geliriz :(




üstadı azam leventdem.

1 Ağustos 2013 Perşembe

posta gazetesi şiir köşesi #1

basket dünyasına bir şiir yazmak gerek
kim geldi kim geçti birazcık anmak gerek
aldık ele kalemi, selam massimo bulleri
şiirimiz başlıyor görelim bakalım elleri

ebemizi belledi sövdük lamonica'ya
tau'da oynadı şaka gibi peker kaya
deli dolu adamdı juan pablo montoya
konumuz f1 değil basket azcık haya!

goljovic soktu üçlüğü sahanın ortasından
milli takımda kavgalar gizlenemedi basından
reyiz haislip yumruğunu indirince yüzüne
mirsad geceleyin ağlamadı mı yasından

alev alınca durduralamayan bir dixon gerçeği
all-star'da yediydi topu alnına kerem tunçeri
zeki gülay'la gulyas'ı deko kardeş sanarken
kambala'nın aslında kel olmaması vurdu pençeyi

kurdu oyunu beşten üstad nikola prkacin
güzel mature ablamızdır hani berna laçin
horace jenkins'e burda ekmek veren adama
tek sorum var nacizane, arkadaş niye niçin ?

aya baktım o'nu, o'na baktım ayı gördüm
kimdir o dediler, zaza enden dedim sövdüm
rasim başak kenardan havluları sallarken
öldürücü yumruğu damir mrsic'ten buldum :(

ismet badem'in zeytinyağlı dolma esprisi
basketbol tarihinde esprinin de çok ötesi
sprewell kabul etmedi yıllık 14 m dolar parayı
yetmedi çocuğunun mideye koymaya patatesi

earl boykins'in boyu itiraz yok bir kırk beş
yanlış yaptı los lakers'a giderek steve nash
kırkpınarcı abiler galip geldim diye sevinmesin
kısmet olmadı onlara matt harpring'le güreş

hack'lıyken hack'sız duruma düştü bırakınca
shaq bir tanedir, dwight filan palyaço anca,
zörbiyak'a uçan tekme atan bruce bowen abi
yesin kelini bandıra bandıra evcimik yonca

billups, hamilton, tayşaun prins ve volıs beyler
ister sev ister sevme ama bu beşin hakkını ver
ellerinde yüzükler namıdeğer mr june robert horry
beşinci maçın sonunda attığı üçlükle detroit'i yer

yayın sonu kaan abi ihmal etmez demeyi hoşçakalın
ağlamasın mı ibo demet şener'i seçince demet akalın
bunları yazmış oldum, şimdi yayınlamazsam olmaz
umutsuz vaka, kusura bakmayın benden adam olmaz

26 Temmuz 2013 Cuma

galatasaray kadro planlaması #3


topa baskı mı yoksa daha iyi spacing mi?


açıkçası mahmuti'nin galatasaray'ı gibi topa baskı yapmayacağız. zaten geçen sene de topa baskıyı değil pozisyonumuzu kaybetmemeye yönelik bir savunma prensibi benimsedik. topa baskı; iyi savunmayla fark yaratmak, savunmada rakibi hırpalamak isteyen, ribaund, tempo, sete set hücum gibi alanlarda sıkıntıları olan takımlar için mümkün olan en yakın çözüm yollarından biridir. rakibi zor şuta/pasa zorla yada topu kaybetmesini sağla.

peki bu savunma yönetiminin yaratacağı sıkıntılar neler? topa baskı rakibin hücum atraksiyonlarını sekteye uğratacağı gibi sizin savunma yerleşiminizi ve mesafelerinizi de bozabilir. rakibe daha kolay sayı verme ihtimali artacaktır. çünkü topa baskı yapılırken yapılacak küçük bir hata, yanlış hamle, anlık bir gecikme vs. rakibin topu kontrol eden ismine sizin savunmanızdan çok kolay kurtulma rahat pozisyon yaratma imkanı verir.



işte burada bu savunmayı kullanış biçiminiz devreye giriyor. eğer bu savunmada uzmanlaşıyorsanız, özellikle rakip guardı bu savunmayla kontrol etmeyi planlıyorsanız rotasyonun geriye kalan kısımları da bu savunmaya yönelik isimler olması şart. hem transition hücum hem savunmada kolay yardım için koşabilen uzun, veyahut savunmanın delinme ihtimaline karşı arkada bir kaleci. yok değişmeli savunmaları seven bir takımsanız ve bunu sadece maçın belli bölümlerinde bir silah olarak kullanmak istiyorsanız o zaman başka.

biz burada ikinci kategoriye giriyoruz. jamont-sinan-göksenin-marko kısa rotasyonunun yapabileceğini düşündüğümüz bir savunma silahından bahsediyoruz. ancak diğer taraftan ana oyun planınız olan ( geçtiğimiz yıldan hareketle ) daha düşük tempo ve savunmadaki asıl amaç eksik yakalanmamak olan bir takım için bu konu sadece hücumda olduğu gibi savunmada da bazı oyunculara ekstradan esneklik sağlanması.

neticede ben galatasaray'ın gelecek sene savunma önceliğinin topa baskı olacağını düşünmüyorum. bunu bazı takımlara, bazı maçlarda, bazı durumlarda kullanabiliriz ancak genele yaydığımızda bu sezon da topun arkasında kalmak daha iyi bir fikir gibi geliyor. topa baskının alternatif maliyeti yenecek kolay 5 basket ise bu riski almayız.

pick and roll savunması?

herkesin en çok merak ettiği konulardan biri de arroyo - jawai ikilisinin savunmada özellikle p&r savunmasında alacağı pozisyon ve yaşayacağı sıkıntılar. öncelikle geçen sene bu konuyu nasıl hallettik oraya dönelim.





carlos arroyo bilindiği üzere iyi bir savunmacı değil ama akıllı bir oyuncu. biz geçen sene adam değişmeli savunma uygularken bunu sadece ikilileri savunmak için yapmıyorduk. arroyo'nun adamına, backdoor cut yapan kısaya, screenden çıkan kısaya velhasıl hemen hemen yer değiştiren tüm oyunculara uyguluyorduk. özellikle carlos playoff döneminde bile hiçbir adamını kovalamadı ancak bu zaten savunmada çalışılmış olan bir gereklilikti. çoğu zaman savunmada zone mu adam adama mı onu bile anlamıyorduk. yerleşim zone, toplu adamla eşleş, şutu olana yakın kal, içeride kontrol.

ikili oyunlarda ise yine carlos'un vücudu yerine aklıyla savunma yapması çoğu sorunu başlamadan bitirdi ama hepsinde güvence dong ve dong'un guardı bile takip edebilmesiydi. şimdi elimizde jawai var. atletizm olarak dong'dan daha farklı, daha yavaş yada daha ağır demiyorum ama farklı savunma gerektirdiği açık.

şimdi jawai p&r savunmasında dong kadar dışarı çıkamayabilir. çünkü dong dışarı çok fazla çıkmanın getirdiği "arkayı boşaltmış olma"sorununu uzun kolları ve geriye çabuk hareketlenme avantajıyla çözebiliyordu. ancak jawai hem oraya çıkma hemde oraya dönme konusunda sıkıntılı. devrilen oyuncuyla döneyim dese yetişemeyip faul alabilir. kısayla kalsa da aynı şekilde. bu yüzden jawai p&r'lerde çok fazla yükseğe çıkmayabilir.

aslı sıkıntı ise burada başlıyor. çünkü tepeye çıkmayıp p&r'ü beklemek hele ki pick'i oynayan kısanın savunucusu arroyo ise intihardan beter bir durum yaratabilir. düşünün pick oynanıyor ve uzun oyuncu yüksek postta bekliyor, kısa oyuncu delinmiş yada pick'te kalmış. hücum eden takım için bu durumda kullanabilecekleri o kadar çok seçenek var ki. resmen işlenecek maden. 1 numaranın orta mesafe şutu varsa zaten bitersin. üstüne tutku gibi bir pg varsa karşında hem geriden devrilen uzun, hem tutku ve turnikesi büyük dert açar başımıza.

çözüme geçmeden bu olaya obradovic ve mahmuti takımlarıyla 15'in üzerine maç yapabilme ihtimalimizi düşünerek yazdığımı belirtmek isterim. olumsuz tarafından baktığımız noktalara ters açıdan da yaklaşabiliriz. mesela jawai sanılandan daha atlet ve daha ayak çabukluğuna sahip bir oyuncu bu yüzden bir önceki konuya atıfta bulunarak topa baskı değişmeli savunmalara eğilmek lazım. rakibinizin p&r oynamasını istemiyorsanız o guarda baskı yapıp topu elinden doğru çıkartmasını önleyebilir, oynatmak istediğini değil oynamak zorunda olduğu oyunu mecbur kılabilirsiniz. işte topa baskıyı kullanabileceğimiz alanlardan biri.

ikili oyun savunmasına gelmeden önce rakibi istediğimiz tandansa getirebilmek bizim için daha önemli. p&r'ün nerede oynanacağına, mesafesinin ne olacağına onlar mı kara verecek yoka biz mi yol göstereceğiz. daha doğrusu bunu yapabilecek miyiz? asıl soru burada. ergin ataman gibi kompakt savunma uzmanı ve maç için hamle yapabilen bir coachun jawai'yi alırken bunları hesap etmiş olduğunu düşünüyorum. mutlaka onun zaafiyet göstereceği noktaları nötralize edeceğizdir.

ribaund ve tempo?

heh dananın kuyruğu hatta bence kaderimizi belirleyecek kararlardan biri burada olacak. galatasaray geçtiğimiz yıl ligi süpürürken aldığı en büyük destek ribaundlardı. bu gücü sonuna kadar ve çok da iyi kullandılar. macvan - dudley - furkan - dong pota altıyla ve üstüne 3. bir kısayı ribaunda sokma eğilimiyle. şimdi ise elimizde erceg - dudley - furkan - jawai var. jawai dong'dan daha kısa olmakla beraber kötü bir rebonder değil. erceg ise yumuşak kalabileceği için biraz sıkıntı. ancak daha büyük sıkıntı bizim pota altı rotasyonumuzun birbirlerini tamamlama açısından erceg - jawai, dudley - furkan ikilileri arasında paylaşılacak olması. jawai'nin oyununu erceg tamamlıyor. ve bu yüzden bu ikili oldukça fazla kullanacağız.






bu yüzden erceg - jawai oynarken muhtemelen 3. bir oyuncuyu ribaundlarda aktif görebiliriz. bunun getireceği günah ise potamızda yenilebilecek erken ve hızlı sayılar. bu yüzden kararımız hücum ribaundu mu yoksa fastbreak tehlikesinden kaçmak mı olacak bunun kararı belirleyici olacaktır.






tempo konusu da ribaundla bağlantılı. eğer ribaundlara atak yapan, kolay sayı bulma/yeme istatistiğinin kabarmasını isteyen/önemsemeyen bir yapıya bürüneceksek daha hızlı bir oyunu tercih edebiliriz ancak bu kadromuzla mümkün değil. elimizdeki tüm silahlar yarı saha hücumuna yatkın ve orada uzmanlaşmış oyuncular. bu yüzden ribaundları biraz görmezden gelip düşük tempo ve garantici oyuna devam.

geçen seneye göre geriye gittik mi?

arca'yla konuşurken açılmış bir muhabbet oldu bu. açıkçası kağıt üstünde ve maliyet açısından geçen senenin üstüne koyamadığımız açık. jamont - domercant -hawkins - macvan - dong 5'lisinin maliyeti bonservisler hariç 6.6m euro'ydu. jamont - domercant -  marko - erceg - jawai ise 5.2m euro. ( yaklaşık tahminler ve arroyo dışarıda ) burada hawkins'i çıkartalım konuşalım dersek de macvan + dong toplamda 2.4m euro alıyorken yerlerine gelen erceg + jawai ikilisi 1.750 euro civarı bir meblağ alacak. şimdi insanların buradan hareketle bu yargıya varmaları doğal. ancak geçen sezona farkla artık 5 değil 6 yabancı olacağız. ( macvan'ı göndereceğimizi düşünerek konuşuyorum ) ve o 6. yabancı da domercant olacak.

bunun dışında maliyeleri 6. ve 7. yabancılara ayırmayıp daha iyi bir 5 yabancıyla yola çıkmayı düşünenler olacaktır ki ben de 7. yabancı olayına karşıyım ancak 6 yabancı euroleague için bir gereklilik artık. sinan - göksenin'le oraları oynamak kolay olmaz.

saha içine dönecek olursak ben kağıt üstünde geriye gittik söylemine bir nebze katılınabilir ama saha içi genişlik ve esneklik açısından bu kadro geçen seneni daha önünde olacaktır. hocanın yapmak istediklerini daha net ve daha iyi yapabilecek oyunculardan kurulu. üstüne daha yetkin bir kadro.

 
nasıl fark yaratırız?

euroleague'in en iyi 1-5 oyununu oynayabilecek kapasitede arroyo - jawai ikilisine, euroelague'in en iyi şut yüzdesini yakalayacak oyunculara ve yakalatacak oyun planına, işler zora girdiğinde topu emanet edebileceğimiz bir çok silaha ve kendilerini hala kanıtlamaya ihtiyaç duyan oyunculara sahibiz ( arroyo - domercant - jamont - erceg - jawai ) farkı kendimiz yaratacağız. bu ligin en iyi hücum takımlarından biri olmamız şart. şiir gibi hücumlara ve dirençli olmaya ihtiyacımız var.




24 Temmuz 2013 Çarşamba

galatasaray kadro planlaması #2

şimdilik elimizde var olan büyük ölçüde tamamlanmış kadro;

carlos arroyo - ender arslan - engin atsür
jamont gordon - sinan can't güler - göksenin köksal
henry domercant - manuchar markoishvili - cenk akyol
zoran erceg - erwin dudley - milan macvan*
nathan jawai - furkan aldemir - mutlu demir*



ana plan ve takım işleyişi ne olacak?

1) ergin hoca geçen sezon ortası yaşanan sıkıntılardan sonra oyunu kısalara alan yaratmaktan çıkartıp uzunlara daha fazla pozisyon yaratabilecek, ikili oyunları kullanan bir takıma evrilmiştik. tüm bunlar olurken sezon başı güvenilir eller domercant - hawkins'in olmayışı nedeniyle topu verip arkana yaslanacağın adam olarak arroyo - dong'a döndük. dong'u çok fazla sırtı dönük kullanma eğilimine girdiğimiz maçlar oldu. bunu göz ardı etmeden ergin hocanın pivot seçiminde dominant ve topu emanet ettiğinde skor verecek bir isme gitmesi bununla alakalı.

2) daha fazla p&r oynayacağız. bu çok net. jawai gibi pick oynamayı bilen bir uzunun çevresini domercant - cenk - markoishvili - erceg gibi pozisyon şutörü oyuncularla doldurmak - ki bu oyuncular kendilerine yaratılan poziyonlarda %50'in altında üçlük atacak oyuncular değiller- bunu açıklıyor. biraz daha detaya girersek carlos arroyo ve jawai'nin en iyi yaptığı işleri yani arroyo'nun yön değiştirme ve en ince pası görme yetisi, jawai'nin kalınlığına rağmen hızlı ayaklara sahip olmasıyla kurduğu picklerde rakip savunmayı bozması bizim bu sene euroleague'de en çok dış şut kullanan takım olmamıza yol açacak gibi.

3) işin ikili oyun organizasyonundan daha bireysel tarafına geçersek de jawai yine ön plana çıkıyor. avrupanın en iyi post-up oyuncularından birine sahip olmanın farkını kullanabilmek için onun savunmasına gelebilecek yardımlarda onun çevresini yine yüksek şut yüzdesiyle sokacak oyunlarla dolduruyoruz. burada küçük bir ekleme daha yapayım doemrcant - markoishvili - erceg üçlüsünün yüksek şut yüzdesiyle sokmasının üstüne domercant'ın skorer ve lider, marko'nun tutkal ve takım oyuncusu, erceg'in topu yere vurabilen, pasör bir oyuncu olması yaratılan takımın tek düze kalmasını önlüyor. elimizdeki şutörlerin -cenk'in bile artık penetre üstü özel şutu var- sadece şut atmaktan ibaret olmadığını bilmemiz lazım.

4) geçen yıla göre farklılık göstereceğimiz diğer detaylardan biri ise daha az dripling daha çok paylaşıma dönme ihtimali. bunun en büyük nedeni ise yine jawai - furkan ikilisi. 5 numaralarımızın ikili oynamak dışında çok fazla yüksek posta çıkmayacaklarını düşünürsek topu driplingle taşımak yerine pas oyununu biraz daha aktif hale getirmek mantıklı gibi görünüyor. ancak burada da özellikle guard pozisyonumuz buna pek uygun değil. engin'in sakatlığı, jamont'un bu oyunu çok sevmiyor oluşu ve arroyo'yu zaman zaman 2 numara gibi kullanma şansımızın sadece ender arslan'la mümkün olması sebebiyle bu oyunun güvenilirliği de sıkıntı da açıkçası. engin sağlıklı bir şekilde sezona girecek olsa bir nebze ama şu durumda bu oyuna çok uygun gibi değiliz. ya yoksa zoran planinic?

5) son olarak savunma. savunmada geçen yıla oranla düşüş yaşayacağımızı düşünüyorum. hücumda daha potansiyelli bir takıma dönüşmenin en büyük sıkıntılarından biri de hep bu olmuştur. jawai'nin bilinen faul problemi, erceg'in yumuşak kalabilecek olması pota altında belli bir zayıflama hissi veriyor ama burada ergin ataman'a güvenmek şart. geçen seneki takımın savunmada yaşayabileceği tüm olumsuzların üzerini örtüp ligin en iyi savunma takımını yaratan coachtan bahsediyoruz.

peki bu dış şut bağımlılığı sorun yaratmayacak mı?

en büyük problemlerden biri bu takımın iç - dış dengesini sağlayıp sağlayamayacağı. çok fazla dış şuta bağımlı yaşayıp başarılı olmak kolay değil. bu yüzden ben oyuncu topluluğunun sadece şut atacak oyuncular olmadığını yazmaya çalıştım. bu açıdan iç - dış dengesinin bir şekilde sağlanabileceğini düşünüyorum. ancak burada doğacak asıl sıkıntı geçen sene ligin açık ara en ribaundçu takımın hüviyetini kaybecedek olmamız. bizim en büyük avantajımız buydu.

neden macvan değil de erceg?



macvan özel bir oyuncu. bunu pek anlatamıyorum ancak kalitesinden hala şüphe etmiyorum. ismail abiye selam olsun. bu değişime gelince ise olayın ilk boyutu ve en önemli boyutu tabii ki şut. macvan gibi patlayıcı bir şutöre değil istikrarlı ceza şutu sokacak bir pozisyon şutörüne ihtiyaç var. macvan 1m euroluk daha all-around bir uzun forvet ama ergin ataman'ın ihtiyacı olan isim onun öncelikli isteği olan şeyi mükemmel yapan birisi yani zoran erceg.

dong'un orta mesafesini atacak pivotumuz yok. bu sorun yaratmayacak mı?

hayır. çünkü onun yerine daha iyi pick and roll bitiren ve daha iyi post-up oynayan bir uzunumuz var ve kısa oyuncularımız bu kez içeriye değil dışarıya ihtiyaç duyuyorlar.

kadronun eksikleri?

açıkçası oyun kurma yönünde ve uzun yedekleme konusunda bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. engin'in sakatlığı ve 2-3 rotasyonda topa yön verebilen bir oyuncumuzun olmaması topun içeriye daha rahat inmesinin ve uzunların beslenmesi konusunda oluşacak bir sıkıntı. üstüne lig için konuşuyorum şutu olan bir 5 numara kullanacak olduğumuzda dudley'i mi yoksa yeni gelecek türk uzunu mu kullanmalıyız burası soru işareti. macvan muhtemelen 7.yabancı olarak sezona başlayacaktır. avrupada bu sorunu halletme yöntemimiz bu olacaktır ama lig için izzet - mutlu - samet en olmadı sertaç hamlesi yapmamız şart. jamont gordon'a topu emanet edeceğimiz zaman dudley'i sık sık 5'e çekebiliriz.

arkası yarın...

23 Temmuz 2013 Salı

galatasaray kadro planlaması #1

bizim için transfer sezonu bundan yaklaşık 1 ay önce tırabıl tarafından mesaj kutuma gönderilen "2 zenciyle yurolig'de f4 yaparız renkdaş" mesajıyla resmen açılmıştı ki deko'nun limon sıkma işini abartıp "sinan can't güler camiamıza hayırlı olsun" duyumuyla tüm hevesimiz kaçıvermişti bile. sonrasında obra, mirza, zoriç, nemanja derken kendimi leventdem'den çapkınlık dersi alırken buldum.

via cem erman


tabii biz bunların peşindeyken murat özyer boş durmadı ve transfer piyasasının aranan adamı oldu. sayesinde sportando'da top3 european team listesine girdik hemde 1. sıradan. avrupa yazın en sıcak günlerini  bizi konuşarak geçirdi.


neyse ki ekmek kapımız bu ve biz de işimize döndük. bu sene ki tatilini gözlerden ırak muğla yatağan termik santrali kıyısındaki evinde şortuyla deli yürek'in eski bölümlerini hatim eden tırabıl'ın ergin ataman'a tahmini uzaklığı arttığı için bu sene duyum yok. ama tahmin var. biz de bu tahminlerle başlıyoruz. 



murat özyer - ergin ataman'ın adımları ve söylemleri ışığında bu seneki galatasaray'ın stratejisini biraz irdelemek lazım. planlama nedir? geçen seneden farkı nedir? hedefler ne olmalı? artı ve eksi yönler vs. 

galatasaray ve ergin ataman ortaklığı başladığı gün şu olacaktı: kaliteli oyuncularla oynanacak biraz bireysel, biraz fiziksel ve ergin ataman'ın oyunculara esneklik tanıdığı saha içinde hawkins liderliğinde, maç içi hamleleriyle rakibi alt edebilecek bir takım. plan öyleydi ki jamont - domercant - hawkins üçlüsü gibi geniş, sizelı, güçlü kısa rotasyonunu açabilecek ve onların oyunlarını üst seviyeye çekebilecek uzun rotasyonu. dudley ve dong hamlesi de sırf bu yüzdendi. o zaman anlatmaya çalıştığımız neden dorsey değil de dong bu sebeptendi. ancak bu planlamada 2 şey planları değiştirdi. 1.si  4 numaraya şutör oyuncu alınacakken macvan'ın markete düşmesi ve ataman'ın bu fırsatı kaçırmak istememesi, 2.si ise jamont'un 1 numarada ataman'ın fikriyle uyuşmaması. ( ki burada bir ekleme yapayım bence ataman her halukarda arroyo eklemesi yapacaktı. domercant sakatlanmasa bile ) 

tabii bunlar planlarda meydana gelen sapmalardı. üstüne henry domercant'ın sakatlığı ve david hawkins'in malum olayları eklenince sezon başı planlanandan bambaşka yerlere gidildi ama sonunda şampiyonluk geldi. neyse yazdıkça çok uzuyor o yüzden bağlantıya geçelim.

geçen sene başında bireysel ve pozisyonuna göre güçlü oyuncu tercihleriyle bir yapı kurulup kısa oyunculara alan açmak prensibiyle bir takımken domercant ve hawkins yerine arroyo - markoishvili eklemesiyle daha paylaşımcı daha fazla ikililer kullanan bir takıma evrildik. şimdi ise euroelague arenasındayız.

euroleague'de başarılı olmak, orada var olmak, iddialı olmak için süregelen başarı ve kadroya sahip olmak kadar oraya uygun oyunu oynamak da şart. yerel liglerde veya elemeyle ilerleyen turnuvalarda sürpriz yapmak, eski usul tek bir oyuncunun eline bakan takımların başarılı olma ihtimalleri var ancak euroelague'de bu oyunun başarılı olma şansı orta vadede yani top16 boyunca nünkün değil. geçen seneki siena örneğini hatırlamakta fayda var. ilk 5 maçta 5-0'la başlayan bobby brown önderliğindeki siena daha sonra oynadığı maçlarda beşiktaş - fb ülker görüntüsü çizdi. en büyük nedeni ise bobby brown dışındaki diğer oyuncuların rollerinin ve sorumluluk dağıtımlarının doğru yapılamaması sebebiyle b.brown çoğu zaman tek kaldı ve kaldıramadı, savunmaların ona odaklı hale gelmesi onu yıprattı, raydan çıkarttı ve siena 5-0'dan sonra playoff yapamadı.



bizim bu sezonki kadro planlamasının ilk halkası oyun kurucu ve carlos arroyo olayına da bakışım biraz bu yönden kaynaklı soru işaretleriyle doluydu. euroelague içn zoran planinic - daniel hackett guard rotasyonunu kurup jamont ve arroyo'yla yolları ayırmak doğru olabilecek bir kurgu ancak ergin ataman için önemli olan güvendiği oyuncularla çalışmak. biz düşünürken o daha az düşünüp pratikte sorunları hallediyor çünkü o sorunları halledecek oyuncularla çalışıyor. 

bu yüzden vassilis spanoulis olmadığı sürece arroyo'nun gitmeyeceği neredeyse kesin gibiydi. ki ataman'ın spanoulis - arroyo ikilisini beraber oynatma planı varmış ki avrupa basketbolunda yeni bir çığır açılabilirdi yada 20m euro'yla gelen hüsran başlığı şubat gelmeden atılırdı. spanoulis olayının detayından öğrendiklerimize gelirse büyük düşünür pardon duyumcuların gazlaya gazlaya mundar olduğu spa - gs olayı fiyat teklifi düzeyine bile gelememiş ya neyse.  

2. olayımız ise zoran planinic muhabbetiydi. ne çok heyecanlandırdığı söylemem gereksiz olsa gerek :) avrupanın en özel adamlarından biri ancak onun gelişi jamont değişimiyle olacağı için ve üstüne arroyo - zoran arka alanı oluşacağından bir korku sarması çok sürmedi. topu elinde isteyen, yönlendirici pozisyonda 2 oyun kurucu ve onların dışında kontratlı 6 yabancı oyuncu daha yani gönderilecek 2 yabancı ( jamont - macvan ) savunmada her şey sil baştan olacak, elimizde etkili atlet ve delici olmayacak ve en önemlisi iki tane 50'den 100 yapamayacağız üstüne belki 50'den de olacağız ( arroyo - planinic )



diğer yandan yapılacak uzun transferi ve macvan'ın durumu da yapılacak hamleleri belirleyici faktör oluyordu. davis'e göre başka, milicic'e göre başka, jawai'ye göre başka değerlendirmeler yapıyorduk. ki biz 3-4 hafta önce makoishvili'yi yiyecekler matmazel noktasına bile geldik. bunca karışıklık içinden begiç çıkmadığı için de şanslıyız tabii orası ayrı.

yazı çok uzun olacağı için iki bölüme ayıralım dedik. kadro ve isimlere yarın geçelim.



20 Temmuz 2013 Cumartesi

Kristaps Valters - Ted Kolejliler

Kristaps Valters'ın TED'e transfer haberi taze gelince, epey evvelinden ACB uzmanı bülent kayacan dan rica ettiğimiz ancak şanlı tembelliğimizden depoda paslı duran yazılardan biri olan oyuncu analizini yayınlayalım dedik. bülent'e tekrar teşekkür edelim. kristaps valters kimdir, neyi iyi yapar bilgi sahibi olalım.



"81 doğumlu Letonyalı guard. Fue’nin son yıllardaki en iyi sezonu olan 2010/2011 sezonunda takımın başrollerinden biri olduğu için bende yeri özel olan oyunculardan beri. O sezon sonunda sıçramayı yaparak kapağı EL takımı Malaga’ya atmıştı. Aslında fena olmayan bir sezon geçirmişti ama o zaman Malaga o kadar karman çorman bir haldeydi ki, Valters’de arada kaynadı ve yeni mekanı Almanya oldu. Oradaki macerası hakkında bir bilgim yok ama bu sezonun ortasıyla birlikte yeniden Fue formasına kavuştu ve 20 maçta 6g alan takım 5 galibiyeti o geldikten sonra aldı. Önceliği takımı oynatmak olan bir oyuncu. Skor katkısını gerektiğinde veriyor ama o konuda istikrarlı olmaması zayıf noktalarından biri. Bu seviye için sorun değil ama daha üst seviye için yeterli gelmiyor. En temel oyunu tepede uzunla ikili oyun oynayıp ya üçlük denemek ya da uzuna pozisyon hazırlamak. Dışa kaçmak yerine içerileri zorlamayı biraz daha denese katkısı çok daha fazla olacaktır ama o karmaşaya girmeyi sevmiyor. Ne olursa olsun onun takımda olmasından çok memnunum. Şu saatten sonra gidecekse yine EL takımına gitsin yoksa kalsın emekliliğe kadar burada."

13 Haziran 2013 Perşembe

dejan borovnjak

royal halı antep'in yeni transferi dejan borovnjak için 2 ay önce yazdığım profil yazısı. yayınlamak kısmet olmamıştı ama madem tbl'ye geliyor copy-paste yapalım. aziz bekir'e de selam çakalım. diğer 2 yabancı da bu kalitede olacaksa sorun yok. 



dejan borovnjak

mr.fundamental listesi yapsak girebilecek bir uzun. alçak postta durdurulması çok zor bir oyuncu. bir stimac etkinliğinde. ondan daha sakin ve daha yugo :) ayak oyunları muhteşem, orta mesafe de sokabiliyor.

hücumda hem pr oyunlarında p&p şeklinde hem de alçak postta sırtı dönük hücum ederken kullanabileceğiniz bir oyuncu. pasör olması ve yüzdeli hücum etmesi çok büyük artı. savunmada ise üzerine çok laflar söylenebilecek biri değil. ortalamaların ortasında.

bu sene sezon ortası geldiği gora'da çok iyi işler yapıyor. geçmişde onu takip edenler mutlaka vardır. partizan, rytas günlerini hatırlayanalar olur. ben bu sene gördüğüm borovnjak'tan bayağı umutlandım. dediğim gibi 300-500'lük pivot arayanlar için mutlaka akılda bulunmalı.

dejan'ın bu sezon eurocup istatistikleri;

30dk / 15.7 sayı / 6.7 rb / 2 as / %57 2fg

28 Mayıs 2013 Salı

ergin ataman - ufuk sarıca

ufuk sarıca seri için bir strateji belirlemiş kafasında bu stratejinin savunma tarafı 3 ana koldan oluşuyor. ilk olarak

1) galatasaray set hücumlarının beyni carlos arroyo'yu durdurmak.

bunu iki şekilde yapmaya çalışıyorlar. ilki sete tam yerleşecek sırada şok double team'ler. ki bunu yaparken mesela yardımı 3 numaradan getiriyorlarsa 4 numara da pozisyonunu hemen galatasaray 3 ve 4 numaralarının arasına ve pas trafiğinin olabileceği yöne doğru hareket ederek destekliyorlar. ikinci durdurma planı ise madde ikiyle irintili olduğu için orada inceleyelim.

2) boyalı alan savunması ve p&r savunması

galatasaray'ın sene başı pek tercih etmediği p&r oyunları markoishvili'nin takıma katılması ve arroyo'nun iyiden iyiye direksiyona geçmesiyle en önemli silahlarından biri ataman'ın. ama bu p&r oyunları sadece bitirici bir opsiyon değil aynı zamanda arroyo ve jamont için kendi skorunu yaratma ve alan açma açısından da önemliydi. bunu göre ufuk sarıca savunmasının en önemli hamlesini buraya yaptı ve galatasaray'ın pick and roll oynamaya niyetlenmesine bile izin vermedi.

bunu yaparken savunma speacingi ve 24 saniye içinde sürekli değiştirebildikleri savunma modelleriyle çok iyi uygulayabildiler. neredeyse bir kutuyu andıran yerleşimleri galatasaray'a çoğu zaman hücum ribaundu imkanı verse de ikili oyunları durdurmak açısından çok verimli olduğunu söylemek lazım. galatasaray'ın ve arroyo'nun verimsiz hücum performansının en temel sebebi bu savunma.

3) post-up savunması

galatasaray için oyunun dengesini değiştirebilecek tek hücum yöntemi dudley-macvan ve dong'la oynanabilecek sırtı dönük hücumlardı. çünkü özellikle dong'un boy, macvan'ın ise fizik avantajı ağır basıyordu eşleşmelerde. bunu da mümkün oldukça denediler. ancak ufuk sarıca'nın buraya da önlemi yine uzundan gelen yardımlar oldu. zamanlaması harika ve görüş mesafesini daraltan bir şekilde yapılan bu sıkıştırmalar galatasaray'ın topu sürekli olarak dışarı vermesine yol açtı.

..................

karşıyaka'nın bu savunma stratejilerine karşın galatasaray'ın elinde güvenilir ellerden başka çok bir seçeneği kalmıyordu. yapılması gereken savunmayı bir şekilde penetrelerle delmeye çalışmaktı. ancak galatasaray'ın penetre eden oyuncuları arroyo daha çok şutunu yaratmak ve p&r oynamak için bunu yapıyordu ki o sertlik onu yıldırdı. jamont ise o savunmaya karşı biraz ağır ve geniş kalıyordu. marko da bu savunmayı delebilmek için şut feyki sonrası adam eksiltebilmeli veyahut pick'i kullanmalıydı ki bunları bir türlü yapamadık.

elimizde bu savunmayı delebilecek tek alternatif ender arslan kalıyordu. ancak ataman da bu tip denemelerin çok top kaybına yol açacağını düşünerek bence çok fazla zorlamayı seçmedi. bunun yerine savunmanın yerleşimindeki ilk açık olan yüksek post'un iki adım içine kadar girip gelen yardım savunmasıyla dengesi bozulan karşıyaka savunmasının açık bırakacağı ilk alan olan tepedeki uzuna ( dudley veya macvan ) boş şut imkanı sağlanabilirdi. ve bunu 2 maçta toplamda 13-14 kez yaptık. hatta eğer orada tekrar savunma yetişirse bu defa dipte boş kalabilecek kısalara ekstra paslar verilme imkanı da doğacaktı. bence burada ergin hoca doğru olanı yaptı ancak dudley'in kendi imza şutundaki düşük yüzdesi biraz planımızı geçersiz kıldı.

diğer taraftan ise arroyo üzerindeki baskıyı ise belli bölümlerde çok iyi değerlendirdik. arroyo'nun zeki ve boşlukları görebilen saha görüşü sayesinde 2 maçta yaklaşık 15-16 sayı civarında ekstra katkı aldık buralardan.

yine ergin ataman hem pota altındaki size avantajımızı hem de sürekli olarak dış şutlara itilmemiz dolayısıyla oyuncularına özellikle 2.maç jamont'a daha fazla hücum ribaundunu zorlama direktifini vermiş. bu hamle ise 2 maçı daha iyi planlayan ve belli bölümlerde hamle avantajını hep elinde tutan karşıyaka yerine neden 2 maçı da bizim kazandığımızın cevabı olan detay. ( iki maçta 34 hücum ribaundu )

hücumda bir türlü ritm bulamasak dahi ergin ataman'ın özellikle 2. maç ana plan olarak kusursuza yakın bir savunma stratejisi hazırladığını da söylemek lazım. seri öncesi en büyük korkum olan ksk screen oyunlarını bireysel olarak savunamayacağımızı anlayınca hemen hemen bütün screen çıkışlarında adam değiştirmeye gittik. aslında galatasaray bu savunmayı arroyo'nun tuttuğu oyuncu için sürekli olarak kullanıyordu. arroyo oyuncuyu takip etmiyor ve en yakın kısayla eşleşirken screen'i kullanan oyuncuya onun adamı gidiyordu. bu yeni strateji sayesinde birkaç pozisyon dışında ciddi imkanlar vermedik onların en büyük silahına.

ancak maç içi savunma hamlelerin de ise akıl tutulması yaşamadık değil. özellikle 4.periyotta arryo-jamon-cenk kısa rotasyonuyla oynarken topa yön veren evren'i cenk'le savunduk ve ksk bunu evren&aminu p&r'ü ile değerlendirdi ve çizgiye gitti. bunu görüp ergin hoca'nın hemen bir müdahale yapmasını beklerken ben 3 hücum üst üste bu devam etti ve 3'ünü de evren üzerinden kullandılar. serbest atışlar girse bugünün konusu bu olurdu. allahtan olmadı.

yine bir diğer konu 4 kısa meselesi. hoca maç sonunda eşleşme sorunu yaşadığımız için 4 kısaya döndük dedi ama ben maç anında o kısa sürede hiç böyle bir sorun göremedim. tam tersi 4 kısaya döndüğümüz an bir anda işin rengi değişti. o hamleyi de çok anlamadım açıkçası.

bir de son olarak seri boyunca ikili oyun oynayamıyorken maçın son bölümünde ender arslan'ın üst üste 2 p&r oyunu var. savunmayı deldiğimiz ender anlardan biri. keşke ergin hoca ender'i o bölümden sonra biraz daha deneseydi diye içimden geçmiyor değil.

.................

nihayetinde işin hücum tarafında olmasa da savunma ve coaching olarak bu sene ligin çok çok üzerinde 2 güzel maç izledik. galatasaray'ın düşük şut yüzdesi, karşıayaka'nın ribaund sorunu şimdilik iki tarafın ivedilikle çözüm üretmesi gereken detaylar.

- karşıyaka izmir'de mutlak suretle tempoyu artırmaya çalışmalı, galatasaray ise sete sette avantajını kullanmalı.

- adrenalin ve kavga ortamı karşıyaka'nın sertlik ise galatasaray'ın avantajına olacak konular.

- galatasaray daha size'lı pota altının, karşıyaka ise daha çabuk kısalarının üstüne hazırlıklarını kurmalılar.

son olarak bir önceki yazıda ufuk sarıca'nın top taşıma konusunda söylediklerine mukabil bir şeyler karalamıştım. bugün çalınan düdükleri ise hepimiz gördük ( iki taraf için de çalınan hatalı yürümeler ) bu maç sonunda ise ufuk sarıca arroyo'yu yine hedefine aldı belli ki izmir'de onun üzerine çok oynayacaklar. umarım carlos bugün yaptığı gibi onların tuzağına düşmez.

26 Mayıs 2013 Pazar

galatasaray - karşıyaka kim kazandı?

öncelikle hem ufuk sarıca hem karşıyaka'ya yaptıkları bu büyük işten dolayı bir tebrik ve küçük de olsa utanma duygusuyla bir özür gelsin. açıkçası ufuk sarıca'dan bu kadarını beklemiyordum ne yalan söyleyeyim. ne eurochallenge finali, ne ligi 5. sırada bitirmiş olmaları, ne fb ülker'i elemeleri hiçbiri bugün 19 maçtır yenilmemiş ligin en kaliteli ve donanımlı takımına karşı yaptıklarından daha büyük değildi.

ufuk sarıca hem takımını hem de kendisini bu seriye müthiş hazırlamış. hücum setleri, savunma prensipleri ve her şeyden önemlisi bence bu seriyi 5 maçlık maraton olarak düşünüp gelecek maç galatasaray'ı ipekçi'de yenebilecek formülü iyiden iyiye bulmuş olmaları takdiri fazlasıyla hakediyor.

açıkçası maçın tekrarını izlemedim. sol elimdeki rahatsızlıktan dolayı da uzun bir yazı yazabilecek durumda değilim. ancak kısa kısa bugün ksk neyi doğru yaptı biz neleri yaptık/yapamadık onları yazmaya çalışalım.

- galatasaray karakteristik özelliği olan ilk çeyreklerdeki vurucu hamlesiyle maça başladı. hücumda arroyo'nun hem baskılı savunma hemde ikili sıkıştırmalara rağmen bunu avantaja çevirip arkadaşlarına boş şut imkanı sağlamasıyla bir anda öne fırladık.

- bunu yaparken de futboldaki kademe ve ters kademe gibi işleyen savunmasıyla hiçbir pozisyonda ksk oyuncularına boş şut imkanı vermedik. bir anda çift hanelere çıkardığımız fark sonrası ufuk sarıca oyuna ilk müdahalesini yapmak zorunda kaldı.

- ufuk sarıca oyuna müdahale ederken 2-3 pozisyonda delinmiş olan arroyo üzerindeki yardım savunmasını geri çekmedi. aksine bu savunmayı devam ettirdi. galatasaray'ı da tuzağa çekmek için daha erken atışlar ve ilk ribaund sonrası yarı sahayı hızlı geçme oyununu devreye soktu.

- aslında galatasaray'ın maç başı planları gayet işlevseldi. maç boyunca ergin hoca özellikle 1-4, 4-1 pas kanallarını rahatsız etmeyi amaçlamış ve topu daha çok evren'in kullanmasına izin vermeyi düşünmüştü. hatta ve hatta birkaç pozisyonda gördük ki evren'in tepede ikili oynamaması için evren'in baseline tarafını boş bırakıp onu çizgiye inmeye zorlamaya çalışıyordu. bunu en az 3 hücumda bariz bir şekilde gördük ve işe yaradı.

- fakat özellikle arroyo kenara gelip ender arslan dümene geçince biz ksk'nın tuzağına düşüp bir türlü beceremediğimiz fastbreak'leri zorlamaya başlayınca ister istemez tempo hızla artmaya başladı. buna müteakip savunmada da prensiplerimizden uzaklaşıp daha 1e1'ler veyahut eksik yakalanmalar üzerine kaldık.

- karşıyaka farkı eritmeye başladığı an zone savunma tercihi de çok doğru bir anda geldi. ender'in zone savunmaya karşı topu çevirmeye bile tenezzül etmeden yapacağı hücumlar ksk'nın ekmeğine yağ sürecekti ve öyle oldu.

- tabii karşıyaka savunmasının burada hakkını yine teslim edelim maç boyunca arroyo üzerinde uyguladıkları yardım savunmasının speacing'i muazzama yakındı. hem pas kanallarını hemde görüş mesafesini kapatmayı başardılar. üstüne birkaç pozisyonda galatasaray kısalarının ( cenk ve marko ) yanlış dizilişleri ve daha fazla alan yaratmak yerine topsuz cut etmeleri hataya zorladı arroyo'yu.

- maç boyunca yanlış saymadıysam ( çok emin değilim pozisyon pozisyon hatırlamaya çalıştım ) 9 adet hızlı hücum denemesinden "0" sayı çıkarttık hatta bu denemelerin bir kısmı top kaybıyla sonuçlandığı için üstüne bir de kendi potamızda hızlı hücum sayıları gördük. bu konuda özellikle topla dripling ederek hızlı hücuma çıkışlarda çok kötüyüz. tek pasla yapılan fb'lerde bir nebze ama diğerine bulaşmamak daha iyi olacak sanki bu seride.

- tempo meselesi. bu konuda artık tartışmaya mahal verecek bir durum yok. tempo karşıyaka,'nın işine gelen ve bizimle arasındaki kalite farkını minimize edecek tek detay. bu konuda da temponun yükseldiği 6-7dk'lık dönemin +- analizi var elimde ki hiç iç açıcı değil. bu bölümde -12 sayıdayız.

- savunmada ise en büyük sorunumuz screen çıkışları. 1-2 numaralarımız ( arroyo - ender - jamont ) screen çıkışlarını iyi savunmabilen oyuncular değiller. hatta dixon ve diebler isimleri özelinde düşünürsek felaketiz. ksk'nın oyun kurma görevi için dixon'ı, 3 sayılık atışlar için de diebler'i sürekli perdelerden çıkartıp kullanana bir takım olduğunu düşününce daha da vahim bir durumla karşılaşıyoruz. üstüne üstlük dong ve macvan başta olmak üzere uzunlarımız da bu konuda kısalara pek yardım edemiyor ne yazık ki.

- bu maç için farkı belirleyen daha doğrusu sonucu tayin eden detaylar ise karşıyaka'nın her maç yine sorun yaşayacağı top kayıplar, bizim özel efor sarfettiğimiz hücum ribaundları ve daha kaliteli oyuncu topluluğu oldu. ancak şunu söylemek gerekir ki bu maç son topa kalsa ( ilk çeyrek hariç ) kimsenin şaşıracağını sanmıyorum. ama o ilk çeyrek hep elimizdeki kozumuz oldu ve bizi önde tuttu.

- yine bu maç özelinde ilk çeyrek dudley ve maç genelinde aldığı kısıtlı süreye rağmen macvan'ı çok beğendim. özellikle yukarıda bahsettiğim gibi 4 numara savunması sadece ümit'i savunmak değil ayrıca ksk hücum planlarını sekteye uğratmak demekti ve bunu büyük ölçüde başardık. macvan sadece 2 pas arası yaptı ki bu bile o savunmaya verilen önemi gösteriyor.

- ksk ise maç boyunca hazırladıkları plana ve maç içi yaptıkları hamlelere çok yakın bir oyun ortaya koydular. önce yardım savunması, sonra zone, sonra aminu p&r'leri sonra will thomas'ın arkası dönük hücumları. ki bunları yaparken sürekli olarak miss match-up'ları gözeterek uyguladılar. yani gelişine değil.

- savunmada ise bize maçın hiçbir anında p&r oynama imkanı vermediler. ortayı muazzam kapattılar ve arroyo-dudley-dong üçgeni hariç ikili oyun sayısı hatırlayamıyorum. bunu yapaken özellikle jamont'un tarafını biraz boş bıraktılar ancak bu riski de almak zorundalardı.

...............


serini devamına gelirsek. öncelikle 2. maç için 3 ana başlık çok önemli.

1.si tempo : tempoyu mutlak suretle düşürmeliyiz ve oyunu sete set bırakmalıyız. oyunu hızlandıracağımız tek an rüzgarı kendi arkamıza aldığımız ve maçı kopartmaya gittiğimiz bölümler olmalı.

2.si savunmada ilk çeyrek gösterdiğimiz reaksiyonu maç geneline yayamıyorsak alternatif savunma yöntemlerini denemleiyiz. box and one da dahil.

3. sü arroyo bask-up'ı. arroyo bugün 11 dk dinlenmiş 2.maç yine 8-10dk dinlenecektir. bu sürede topu bir şekilde içeriden kullanmanın yolunu bulmalıyız. yoksa pozisyon yaratmak da çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz.


..............


pazartesi günü oynayacağımız maç sanırım herkes hemfikir olacaktır kazandığımız takdirde finalin anahtarı olacaktır. diğer türlü rüzgarı ksk'nın arkasına vermiş oluruz ki geçen seneyi hepimiz çok net hatırlıyoruz. ben izmir'de kazanacağımızı düşünsem de bu maçı alıp 3-0'la seriyi bitirme fırsatı varken takımın da bu bilinçle oynaması gerektiğini düşünüyorum. umarım her şey istediğimiz gibi gider ve sıkıntı yaşamadan izmir'de işi bitirecek bir skoru 2.maçta alırız. tabii bu maçtan gerekli dersleri çıkartarak.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

play-off şöleni galatasaray - karşıyaka

ufuk sarıca ve coachluk kariyeri hakkında fikirlerim belli. fritz'in değimiyle papıt şovun tillahi ancak hakkını vermek de lazım. öncelikle eleştirirken söylediklerimiz de unutulmasın. sezon başı http://sanlispurs.blogspot.com/2012/09/sezon-oncesi-pnar-karsyaka.html şunları yazarken aslında ufuk sarıca'nın aklındaki oyun planının karşıyaka gibi kulüplerde işe yarabileceğini ve başarılı olacağını söylemiştim. beklentimin bile üstüne çıktılar ancak asıl konu ufuk sarıca'nın da belli konularda kendini epey geliştirmesi oldu.

öncelikle madem rakibimiz artık kendileri karşıyaka nasıl geçilir neleri iyi neleri kötü yapıyorlar inceleyelim.

ufuk sarıca sezon başı eldeki imkanlar dahlinde çok iyi bir kadro kurmuştu. benim açıkçası tek soru işaretim olan dixon sezonun en iyi ismi oldu. onu özellikle sezon sonuna doğru çok akıllı ve doğru kullandılar. karşıyaka hücum setlerini özellikle onun zaaflarını minimize edecek şekilde kurguluyorlar.

- topu dixon getirse de hücum sahasında ilk organizasyonu ona bırakmıyorlar. önce top tepede 4 numaraya veriliyor sonra dixon'ın en iyi yaptığı iş olan screenlerden çıkabilme özelliğini ( ufak tefek ve çevik olması hasebiyle ) kullanarak 2-3 screen oyunuyla kısaları yeni pozisyonlarına alıyorlar. top dixon'a ulaştıktan sonra ise 5 numara pick'e geliyor ve hücum şekilleniyor. bunu yaparken özellikle 5 numara aminu'nun devrilmesi, 4 numara ümit'in şutu ve 2-3 numarada yine can veyahut diebler'in şutunu kullanıyorlar.

- eğer klasik bu hücum setleri işlemez ise de oyunu açmak için 2 silahları var. biri dixon'un dış şutları diğeri ise topu will thomas'a indirmek.

peki bu temel hücum organizasyonları nasıl engellenir?

öncelikle burada bizim aleyhimize olan durumlar var. 1.si dixon'ın topu almasını engellememiz bireysel savunmacılarımızla pek mümkün değil. çünkü bizim screenleri aşabilecek kısa oyuncularımız yokken bu adam tam tersi inanılmaz hızlı ve atik. bu yüzden onların 4 numaralarına baskı yapıp karşıyaka'yı 1e1'de değil baskılı savunmayla karşılamamız lazım. sürekli olmasa bile ikili sıkıştırmalar ikili oyunlarında ise yüksek show-up şart.

onları raydan çıkartabilmek için caner ve evren'e mesafe verip veya bu ikili oyundayken zone savunmayı tecih edebiliriz.

will thomas üzerinden oynarlarken de mutlaka ortayı iyi kapatmalıyız. ikili sıkıştırma zamanlamasını doğru ayarlarsak onu da rahatça durdurabiliriz.

bunlar daha mikro önlemlerdi. temel prensiplere geçersek de karşıyaka'nın ölmedikçe tekrar canlanan bir yapısı var. biraz ateş ve gazla çalışıyorlar. onları ipekçi'de de arena'da da öldürücü darbelerle bitirmeliyiz. tempoyu sadece rüzgar bize dönmüşken karşının gardı düşerken yükseltmeliyiz. diğer türlü tempoyu olabildiğince düşürmeli, çok net hızlı hücum şansı olmadan gaza basmamalıyız. adrenalin onların işine gelir çünkü kaliteyle bizi yenmeleri zor.

bu vurup geçme mevzusunda jamont gordon'a çok ihtiyacımız olacak. bizim patlayıcılık olarak milan macvan ve ender arslan'la beraber silahımız jamont. ancak jamont bu ikisinden farklı olarak patladığı 4-5dk'lık dönemde maçı bitiren bir adam. onun ipleri en doğru zamanda gevşetmeliyiz.

vakit olursa yine cumartesinden önce daha geniş bir inceleme yapabiliriz. yapamazsak da yazmış olalım seriyi ya 3-0 alırız ya 3-1 veririz. favori olmaktan başka sebebi de yok :(